DÖRT DEĞİL

DÖRT  DEĞİL

Yıllar önce köy öğretmenleri hafta sonlarında bir köyde toplanırlar. Birbirleriyle görüşür sohbet ederler sınıflarındaki uygulamalarından söz ederlerdi. Yine böyle bir hafta sonu 3-4 köyün öğretmeni bir araya toplanmış yemek ardından okul bahçesinde birlikte sohbete başlamıştık.

Misafir olduğumuz köyün öğretmeni sınıfındaki bir olayı bizimle paylaşmaya başlamıştı. Birinci sınıf öğrencilerine rakamların yazılışı ve okunuşunu kavratma temrinleri yaptırıyordum. İlçeden gelirken aldığım tüm renkli tebeşirleri de öğrencilerin kullanması için tahtanın altındaki tebeşir kutusuna koymuştum. Tahtaya. kalkan öğrenciler istedikleri renk tebeşirle arkadaşlarının ve benim söylediğim rakamları tahtaya yazıyıorlar sonra okuyorlardı.

Yapılan çalışmanın amacına ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmek için bir öğrencimi tahtaya kaldırdım. Tahtada yazılı olan rakamları göstererek söylemesini istiyordum. Öğrencim karşık olarak gösterdiğim rakamların kaç olduğunu “bir üç beş iki” çok güzel söylüyordu. Ne zaman farklı iki renkte yazılmış olan dört rakamını gösterdiğimde beyaz tebeşirle yazılmış olanı söylüyor kırmızı renkli tebeşirle yazılmış olan dört rakamını söylemiyordu. Öğrencime ikisininde şeklinin aynı olduğunu göstermeme ve söylememe rağmen kırmız renkle yazılmış dört rakamını dört olarak bir türlü söyletemedim tam sinirlenmeye başlamıştım ki.

Sen söyle bakalım neden dört değil?

Öğrencim gayet sakin şöyle kafasını kaldırdı gözlerimin içine alaycı bir ifade ile bana baktığını gördüm dedi.

Öğretmenim bu beyaz tebeşirle bize öğrettiğin dört bu ise kırmızı tebeşirle yazılmış olan kırmızı dört demiş ve hiç bana bakmadan sakince yerine geçip oturduğunu söyledi.

Arkadaşların bir kısmı kahkaha ile gülerken bir kısım arkadaş hafif tebessüm ile geçiştirdiler.Bu konunu üzerinde pek fazla durulmadı.

Pazar günü bir grup öğretmen köylerine gitmek için yola çıktığımızda bir öğretmen arkadaşımla bu konuyu konuşmaya başlamıştık. Öğrenci çok akıllıymış umarım öğretmen arkadaşım bunun farkında olur dedi. Arkadaşıma Bu düşüncesini neden arkadaşımızla paylaşmadığını sordum? Daha sonra paylaşacağını söyledi.

Evet bir hafta sonra ertelemeli olarak paylaştı.

Düşüncelerimizi ertelemeli olarak mı paylaşmalıyız?

Farklı söylemleri düşünmeli miyiz? yoksa gülüp geçemeli miyiz?

Beğendiyseniz Paylaşabilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir